Yeniden Refah Partisi'nin temel siyasi çizgisi olan Milli Görüş anlayışına vurgu yapan Adıgözel, İsrail'in Filistin'de yıllardır sürdürdüğü politikaların ancak güçlü ve birleşik bir duruşla sona erebileceğini savundu. "Siyonist zulmün sonu Müslümanların birliğiyle gelecektir" diyen Adıgözel, Mavi Marmara ruhunun hala canlı olduğunu ve insani yardım girişimlerine uzanan bu tür ellerin karşılıksız bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin uluslararası arenada yalnızca diplomatik açıklamalar yapan değil, sahada ağırlığını hissettiren, aktif bir "oyun kurucu" ülke konumunda olması gerektiğini savunan Adıgözel, özellikle "Mavi Vatan" kavramının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku çerçevesindeki münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı haklarını etkin bir şekilde kullanması gerektiğini belirten Adıgözel, Türk bayrağı taşıyan veya Türkiye'nin desteklediği sivil girişimlerin uluslararası sularda tacize uğramasının cevapsız kalmaması gerektiğini vurguladı. Bunun sadece askeri değil, aynı zamanda kararlı bir siyasi irade meselesi olduğunu ifade etti.
Adıgözel'in açıklamasında öne çıkan bir diğer nokta ise ekonomik yaptırım çağrısıydı. Türkiye'nin bölgesel enerji geçiş hatları üzerindeki stratejik gücüne değinen Adıgözel, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattı üzerinden geçen lojistik ve enerji akışının önemli bir koz olduğunu belirtti. Filistin davasına destek verilirken, aynı zamanda İsrail'in ekonomik ve lojistik süreçlerine dolaylı katkı sağlayan akışların sürmesinin ciddi bir çelişki yarattığını savunan Adıgözel, devlet ciddiyetinin ilkelerle eylem arasındaki tutarlılıkla ölçülmesi gerektiğini dile getirdi.
Başkan Adıgözel, uluslararası sularda sivil yardım gemilerinin korunmasının sadece diplomatik söylemlerle mümkün olmadığını belirterek, askeri caydırıcılığın hayati önemine işaret etti. "Bir ülkenin büyüklüğü yalnızca çizdiği haritalarla değil, o haritaların sınırlarını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür" sözleriyle Türkiye'nin bölgesel güç kimliğini sahada da göstermesi gerektiğini vurguladı. Kendi yetki alanında veya desteklediği insani girişimlerde yaşanan tacizlerin cevapsız bırakılmasının, bölgesel rakipler tarafından bir zayıflık göstergesi olarak algılanabileceği uyarısında bulundu.
Açıklamasının sonunda Mavi Marmara olayına atıfta bulunan Süleyman Adıgözel, Filistin davasına destek veren vicdan hareketlerinin asla sona ermeyeceğini vurguladı. Yeniden Refah Partisi olarak zulme karşı susmayacaklarını ifade eden Adıgözel, Türkiye'nin hem ekonomik, hem diplomatik hem de askeri anlamda daha net ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini savundu. Mesajını, "Filo’ya uzanan eller kırılsın" sözleriyle tamamlayan Adıgözel, Gazze konusunda gösterilmesi gereken tavizsiz kararlılık çağrısını yineledi.